bir haftadır hastayım belki de on gündür. boğazım da bir düğüm, yattığımda başlayan kuru öksürük. bir de dün gece sigara içenlerin sonunu hazin bir şekilde anlatan kısa film izledim ve ilk kez sigarayı bıraksam mı diye düşünmeye başladım. kendim konusunda pek evhamlı değilimdir ama gırtlak kanseri düşüncesi beni ciddi ciddi korkutuyor bir de bir arkadaşımın babasının gırtlak kanseri olduğunu öğrendim, bebelerim daha çok küçük erkenden gidemem bu dünyadan. bu kadar arabesk edebiyatından sonra gelelim ev hallerine.

kızların bitmek bilmez ilgi bekleyişleri, büyüdükçe kendi aralarında daha güzel oynarlar diye beklememin aksine daha fazla yükleniyorlar bana. bir de anormal mızmız oldular. bazen elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyorum. bize genelde yabancı olan kıskançlık ve itme-kakma olayları başgörterdi bir de. ittirmeyi filan okuldan öğreniyorlar, bir de defne çok kızmışsa ittirdikten sonra 'pislikkk' diyor kısık ama vurgulayan bir ses tonuyla.
yine defne parmak emme işini azıttı son zamanlarda. genizetini aldırmadık daha, bademcikleri parmağını emdiği için sürekli enfeksiyon kaptığından genelde şiş, nefes alması, gece uyuması filan hiç rahat değil. çınar'a oranla daha az hasta oluyor ama bu ameliyat işini ertelemesek iyi olacak galiba, bir de ameliyatı milad kabul edip parmak emme meselesini de halletmek gerekecek, ama nasıl? bilmiyorum!
okul iyi gidiyor. çok sevdikleri bir öğretmenleri var ve çok şikayetçi oldukları bir de arkadaşları, ibrahim :) ibrahim üzerine küçük ambiyanslar yaratarak okulda olup bitenleri onların ağzından öğreniyorum. her ayın ilk haftasonu veli toplantısı oluyor. öğretmenleriyle konuşuyorum, bensizken bulundukları mekanlarda geziniyorum :P okula hepimiz alışmışız, bayram süresince dört gün evdeydiler ve artık yetemediğimi anladım. anne şunu yapalım, anne hadi yemek yapalım, anne faaliyet yapalım, anne şunu oku, bunu anlat, sen değil babam gelsin, hayır sen değil annem gelsin, neden bunu giydiriyorsun, neden ama nedeennn, sebepsiz ağlamalar, kısmen tutturmalar...
ben fena halde örgüye takmış vazieytteyim. marifetteyzeye koyduğum çınar'ın üzerindeki kabandan bir arkadaşımın kızına da ördüm. dün akşam nette örgü modelleri ararken
bunu buldum. çınar tam bir kaplumbağa fanatiği, baby tvde special house çıktığında mutlaka haşmet'i elinde olmalı (kaplumbağalrı ilk olarak haşmet diye tanıdı sonra koplombaa demeye başladı), okuldaki kaplumbağalara yiyecek götürmek, her aklına estikçe eve bir kaplumbaa almayı

önermek filan filan.. herneyse bu sebeple bu haşmeti örsem diye düşündüm, tığ ile hiç iş bitirmişliğim yoktur ama öyle detaylı anlatmışki denedim ben de. dün geceden bu saate kadar onu örmekle meşgulum, ancak bitmiyor çünkü çok kastım herhalde ellerimi, parmaklarım acımaya başladı..
çınar'ın kaplumbağa takıntısının yanında bir de minik tavşan ve havuçtan oluşan, büyüklüğü tırnağı geçmeyen oyuncağı var. onu öyle iyi koruyoruz ki kaybolduğunda başımıza neler geleneceğini defne de farkettiğinden gördüğü yerde o da alıp bir yere kaldırıyor :)