09 Mart 2006

Babaanneyi ziyaret ettik, birde kitap fuarına gittik..


Geçen cumartesi İsmail'in babası telefonda sitemli konuşunca pazar günü onları ziyaret etmeye karar verdik. Epeydir uzun yola çıkmıyorduk, haliyle araba koltuklarınıda kullanmıyorduk, binbir zorlukla koyduk Çınar'ı koltuğa, Defne direkt oturdu. Sabah uyanıpta henüz uyku vakitleri gelmediğinden yolda da uyumadılar, Yalova'ya gidene kadar şarkılar mı söylemedim, ezberimdeki kitaplarımı okumadım neler.. Topçulara vardığımızda deniz yolculuğundan nefret etmeme rağmen şükrettim rahatlayacağız diye, gemi fazla kalabalık değildi, hava da çok güzeldi o yüzden kapalı alan boştu. Çok şaşırdılar martıları, denizi görünce ama çokta eğlendiler, Çınar evdeymişiz gibi koltuklara yattı ellerini çenesinin altına koyup ayaklarını havaya kaldırıp :) kuzum benim, Defne hep temkinliydi düşecem diye. Ben İsmail'e bin kişi oturuyor dokunmasın koltuklara dedikçe İsmail o güzel Türkçe'siyle küvete koyalım o zaman çocukları dedi, ne küveti dedim hani hastanelerde koyuyorlarya dedi küvöz demek istiyor :) alışsınlarmış, ne diyim alışsınlar..

Babaanne yatıyordu, zatürre başlangıcıymış, epey hastanede de kalmıştı ama evde daha iyi bakılacağından göndermiş doktor. Çok sevindi bizi gördüğüne, babaanne, dede, iki amca, iki yenge, iki kuzen gördüler bir de dönüşte İsmail'in dayısına uğradık seceresini benim bile tutamadığım bir dünya akraba gördük. Kızlar önceleri çok yabancı durdular ama alıştıktan sonra çok güzel oyalandılar. Altı yaşındaki kuzen Burak onlara toplarını ve arabalarını verdi bir de nasıl oynanacağını öğretti, ıın ın araba sürüp durdular.. Defne dedeyi çok sevdi, kucağından inmedi, Çınar'da amcalarıyla iyi anlaştı gerçi o dokuz köyle barışıktır herkesle iyiydi.. Akşam üstü saat 5 gibi döndük, daha arabaya koyar koymaz sızdılar, çünkü o güne dek öğlen uykularını atladığımız hiç olmamıştı ben ne kadar kasılsamda uyumaları lazım diye bir yandan yolda uyurlar rahat gideriz düşüncesiyle izin verdim. Nitekim dönüşümüz güzel geçti ama çok çok çok yorulduk..


4.Bursa Tüyap Kitap Fuarı açıldı geçenlerde Bursa'da. Geçen yıl da götürmüştüm kızları ama dünyadan habersiz pusetin içinde gezmiştiler. Bu sene yine götürdüm, son zamanlarda hep değişik şeyler yaşadığımızdan ne kadar hoşlarına gideceğini tahmin ediyordum, yanılmadım. Daha ilk standta her kitaba ellemek istediler, ben baştan yok-mok dedim sonra düşündüm niye engelliyorum diye izin verdim. Keyifle dokundular, aldılar karıştırdılar yine yerine koydular. Çocuk kitaplarının olduğu standlarda resmen tutturdular, kendimizden çok onlara kitap aldık, ailecek çok mutlu olduk. Ha birde çıkarken Server Tanilli'nin imza günüymüş adamı gördüm uçacaktım sevinçten. Babam çok sever çünkü, hemen bir kitabını alıp (ki büyük ihtimalle babamda olan bir kitabı "Uygarlık Tarihi") babamın adına imzalattık. Henüz söylemedim babama, yarın geliyorlar sürpriz olacak.. (makinenin şarjı yoktu fuarda foto çekemedik, çok üzgünüm..)

İşte böylee, zamanında yazsam daha birçok şey çıkacak belli ama yazamıyorum işte..

4 yorum:

ARZU dedi ki...

Vildan ne kadar uzamış saçları kızların çok beğendim. Sakın kestirme. Bu arada babalarıyla olan fotoğrafı çok beğendim. Ya çok tatlılar yiyesim geliyor ikisini de.
Eşin haklı valla bırak alışsınlar dış dünyaya. Küvete de çok güldüm orda koptum valla:))

vildan dedi ki...

ya herkes kestir diyor ama ben hiç kestirme taraftarı olmadım, bakalım ne kadar sürecek.. evet arzu küvet sadece biri, bundan 6-7 yıl evvel uykum geldi yerine kendi türettiği bi kelimeyi söylerdi ismail "uyusuyum geldi" hahaha

Imo Mzi dedi ki...

vildan,çok tatlı bu kızlaaaar.bencede kestirme,yani sana zor olmadığı sürece.bu insanlar takmış saça banada kestir daha gür çıkar deyip duruyorlar.bu arada o vapura bizde binmiştik ,çisede martılara bayılmıştı.bir gün karşılaşırmışız vapurda mesela..

vildan dedi ki...

ya imge istanbul'a giderken aslında bursa'dan geçiyorsunuzdur böyle 5 dk da olsa seni, çise'yi görmeyi ne kadar isterim.

bence de çok sever saynur :)