Geçen hafta cumaydı sanırım zaman kavramı yoksunluğundan unuttum, babaanne çok hastalandı çok. İsmail birkaç gün arayla 2-3 kez onu ziyarete gitti. Hadi birinde annem geldi aceleyle diğerinde imdadıma Görsem yetişti ama çok sıkıldım çaresizlik çok zor evde iki çocukla yalnız kalmayı göze alamadım, böyle durumlarda insan hep kötü senaryolar yazıyor. Neyse İsmail gitti geldi, şu sıralar telefonla görüşüyorlar ümit kesilen hastamız iyiye gidiyormuş, bu güzel haber.
Hayallerin adamı değilim çok plancıda değilim ama zaten hayatım statik ne ne zaman olacak gayet belli, istediğim havalar ısınsındı o da oldu. Havalar ısınsın Bandırma'ya gideceğim diyordum o olmadı, yine göze alamıyorum bir yanım çok istiyor diğer yanım bekle biraz daha diyor. of beaa
Sabahtan akşama gelişen rutin artık beni sıkıyor tek güzel yanı her ne kadar zorluda geçse kızların büyümesini takip etmek. Çoğu kez yetemediğimi düşünüp bunalım takılıyorum hala birşeyler bekler pozisyondayım hala anneliğe alışma modundayım da artık alışsam fena olmayacak.
Son birkaç gündür balkonda sigara içerken, buraya ilk taşındığımızda 50 cm olan şimdiyse bizim balkonun boyunu aşıp neredeyse 15 mt. olan ağacın sümbüle benzer açan çiçeklerinin tomurcuklandığını takip ettim. Çok istiyorum gün gün fotoğraflamayı 3-5 saniyemi alacak bu işi bile durmadan erteliyorum. Az evvel baktım epey belirmiş çiçekler tam elime makineyi aldım bu seferde şarjı bitti..
kuruyemiş ve meyve atıştırıp balamory izliyoruz..
Dün ve ondan önceki birkaç gün Defne'mle Çınar'ıma evcilik oynamayı öğrettim. Tencerede yemek pişirip kaşık kaşık maymunla ineği besliyorlar, bana da sürekli çay doldurup ikrama geliyorlar, hüpleterek içince de pek bir keyifleniyorlar. Kendi başlarına oynamaya iyiden iyiye alıştılar. Hergün belirli bir kaç olmazsa olmaz oyunumuz var şu an. Kitap okumak -ki artık hepsini ezberledim, onlarda ezberledi :)- , tak çıkart oyuncaklarıyla oynamak (bunu kendi başlarına yapıyorlar başlarında benim olmam gerekmiyor ama olaki tren ya da bisiklet yerine oturmadıysa ııııhhhhh diye sinirlenip dillerince beni yardıma çağırıyorlar), balamory en sevdiğimiz şey, yayın süresi olan 20 dk. dünyayı unutuyorlar, saklambaç, kovalamaca ve dün keşfettikleri birşey daha; salon kapısı kare kare buzlu camlardan oluşuyor, biri kapının ardına geçiyor diğeri önüne birbirlerinin parmaklarını takip ediyorlar cama dokunup farklı yerlere değdirerek, çok eğlenceli olmalı pek gülüyorlar çünkü..
Evcilik oynuyorlar..
Bir de huysuzlandıkları anlar var, elimi kolumu nereye koyacağımı sapıttığım zamanlar, müziği açayım dans edelim yok, albümlere bakalım yok, su vereyim yok, bisküvi ı-ıh tek kurtuluş dışarı çıkarmak ama zamansız olduğunda dışarıda çıkamıyoruz..
herhalde sabit durdukları tek zaman dilimi balamory'nin yayınlandığı dakikalar,
bütün fotolar bu anlarda çekiliyor çünkü :)
yine balamory izliyoruz hem alttaki hem üstteki karede..

4 yorum:
çok tatlılar yaaa.çoraplarıda peek güzelmiş .
şu çadırın içinde yatma işi çiseyide çok sarıyo nedense,alıyo kedilerini giriyo,benim iki koltuğu çevirerek yaptığım çadırın içine yatıyo.ayrıca şu ne yapılsa kar etmiyen huysuzluk krizleride aynı,genellikle uykuyla sonuçlanıyor.
bu aralar bizdede acayip bir film izleme çılgınlığı yaşanıyor.
görüşürüz,kızları çok çok çok öpüyorum.
çadırda sakin sakin yattıkları ender bi zaman bu genelde kafa kol bir yerlere çarpıp ağlamakla sonuçlanıyo çünkü hiç rahat durmuyolar :)
balamory, haftaiçi hergün sabah 8.00 öğleden sonra 16.00 da bbcprime da yayınlanan bir çocuk programı. henüz türkçe kanal izlettirmedim sanki aklımca tv müptelası olurlar gibi geliyor türkçe izlediklerinde nedense :P bir dene belki sever cem'de, ol şarkılı bir program..
ya çocukların kitaba ilgileri banada enteresan geliyor aslında ama hepde söylemek/yazmak istemiyorum, görmemişin çocuğu olmuş kitaba ilgi duymuş başkada bişey yazmıyor havasına girmeyeyim diye:P ama sahidende hergün dünya kadar kitap okutturuyorlar, belki şunun etkisi büyüktür bunda ben resmen yaşıyorum kitapları okurken, inek konuşurken en kaba sesimi kedi konuşurken en tiz sesimi filan kullanıyorum :)
(şu balamory hakkında bişiler bulursam kızların ilgilendikleri şeyler olarak ayrı bir post yazayım bari :)
Cook tatlilar cook.. Ikisini de yerim ben yaa.. 41 kere maasallah. Ellerinde tabaklarla iki citlenbik oturmus nasil da masum televizyon izliyorlar.. Bir de topicik yanaklari var ki isirasim geldi, sen isir benim yerime Vildom.. Ne cabuk büyüdüler yaa.. Zama öyle cabuk geciyor ki her anin tadini cikarmak gerekir.. Sen ve bir cok insanin hamilelik haberlerinizi takip ederken simdi bebeklerinizin büyüdügünü görerek cok keyifleniyorum inan bana....
Öptüm seni de masum, uslu duran tatli kizlarini da :)
Uzaklardaki Elf ve disari cikmak icin sabirsizlanan karateci oglusu Ege Arda
ya elifciğim burası böyle işte, bebek sitelerine takılmaya başladığımda hamile bile değildim, sevdiğim arkadaşlarımla çocuklarımızı büyütüyoruz işte :)
inşallah ege arda'nın da anılarını, çıkmayan gazlarını, ek gıdaya geçişlerini okuyup, büyüdüğünü gördükçe mutlu olacağız.
biz de seni öptük :)
Yorum Gönder