08 Ocak 2007

2007'nin ilk postu :)

Sevgi haftasonundan savaş alanına dönmüş halde bulduğu evi rahat rahat halletsin diye kızlarla sabahtan oyuncak almaya gittik. Günlerdir düşündüğüm bir mutfak almaktı ve hatta iki tanesini gözüme kestirmiştim ama ikisinden de kalmamış, başka mağazalarından getirtecekler, varsa haber verecekler bakalım bekliyoruz. Halbuki çok zor karar vermiştim bu oyuncağı seçmekte, ücretinin fazla olmasının yanında çok büyük birşey evde hayli yer kaplayacak. Evin mutfağında fazlaca vakit geçiriyorlar, hemen sandalyeleri itekleyip tezgahın üzerindeki tabak çanakla oynamaya başlıyorlar. Sanki Defne daha sevecek gibi bakalım, görecez..

Kış gelemedi bir türlü. İsmail küresel ısınmanın bizi pek etkilemeyeceğini ama torunlara yazık olacağını söyledi bu sabah, iyi güldürdü beni, çünkü o anda bebeler neyle oynar ne almalı da azıcık birbirimize yapışık halde dolaşmaktan vazgeçeriz kaygısındayken torun düşünmek biraz tuhaf oldu. Dedim tembihleriz çocuk yapmasınlar. Hem dünyanın kalan ömrü yirmibeşbin yıl, fazla zorlamanın manası yok :P


Kızlar anneanne ve dedesine en sevdikleri figür olan kardanadam ve süslü çam ağacını, benim kestiğim elişi kağıtlarından yine benim gösterdiğim yerlere yapıştırarak resim hazırlayıp hediye ettiler.. Hediye paketi yaptığımız resimlerden kopmak onları ilk başta üzdü, tekrar tekrar ellerine alıp büğğle büğğle yapıştırdıklarını anlattıktan sonra unuttular.. Annemlerin yılbaşında gelip bir kaç gün kalması iyi oldu hepimiz açısından. Bir önceki geldiklerinde İsmail'le dolaşmıştık sebepsizce, bu seferkinde sinemaya gittik. Babam söylemese hangi film oynuyor, konu ne bilmeyeceğim o kadar ilgisizim herşeye, en yakın örnek iki gündür büyük derdimin oyuncak mutfak almak olduğunu düşünürsek bu pek şaşırtıcı değil. Herneyse ihtilal döneminden bir kesit olan beynelmilel'e gittik. Bayramın ikinci günüydü, filme gitmeye karar verdiğimizde saat 13.45 filandı seans 14 de idi, alelacele çıktık evden carrefour'un kapısına vardığımızda resmen bi izdiham vardı bütün millet bayramı carrefourda geçirmeye gelmiş sanki ve kapılar 14 de açılıyor. Bayram günü marketlerin açık olmasına söylene söylene girdik filme. Film güzeldi.. Bakalım bir sonraki atraksiyonumuz ne zaman gerçekleşecek :P

Bu arada kızlar daha bi dillendiler. Sabah günaydınlarıma, akşam iyi gecelerime gülümseyerek değil sözle karşılık veriliyor. Dün Defne'nin kolu komodinin üzerindeki lambaya değdi lamba hafif sendeledi Defne'de lambaya "bağdon lamba" dedi, feci komikti :) şu an aklıma bir tek bu geldi ama ağızlarından çıkan her kelime hem şaşırtıyor hem güldürüyor. Ha bir de Çınar cümlesine bir "sanki" bazen de "ama" ekliyor..
-anne bu ne sanki?
-mağmun nerde amaağğ?

Biz dışarı çıkarken özellikle de alışverişe gidiyorsak, arabada "bugün topitop yok!, bugün şeker yok!" hesaplaşmamız olur ve itiraz edilmez baştan bu konuşma yapıldıysa. Bugün markete gittiğimizde ikisi de birbirine işaret parmaklarını sallayarak topitop yok, şeker yok diyorlardı bi ara arkama baktığımda. Bu durumu birbirlerine kabul ettirmek kendilerine kabul ettirmeyi kolaylaştırıyor herhalde.:)

2 yorum:

Adsız dedi ki...

vildan burayı başka bir adrese taşırsan adresi vereceğin o bikaç kişiden biri de ben olabilir miyim :)

o oyuncak mutfaklara çok hayranım ben de. almak istiyorum ama dediğin gibi pahalı, çok yer kaplıyor ve benimki errkekkk! biz şimdilik tabure üstü tahta kaşıkla bizim mutfakta idare ediyoruz ama her gün mutlaka sıcak tencereye el değdirilip ardından ağlama seansı yaşanıyor.

kızların senin sözlerini dinlemelerine bayılıyorum. ikiz hevesimi arttırıyor anlattıkların, şu sıralar cem'in hastalığı nedeniyle kazık günler geçiriyor olmama rağmen. üstesinden gelemezdim yine de isterdim issterdiiim!

öpüyorum iki ablayı da.

vildan dedi ki...

olabilirsin :D
zaten bu oyuncakçılar biz yetişkinleri cezbeden şeyler yapıyolar hala bu oyuncakla oynarlar mı bilmiyorum ama alıp görecez artık :P valla yasemin ikizin olmasını ben de çok isterdim, nerde bi ikiz annesiyle karşılaşsam akrabamı görmüş gibi oluyorum :D paylaşacak çok şey oluyor..