27 Ocak 2007

Geçen hafta çarşamba günü ikeaya gittik Görsem, ben ve babam. Yol yorgunluğu feci bişi. Bir de 35metrekareye ev yapmakla övünen ikeanın aldıklarımızı binek bir otomobile nasıl yerleştireceğimiz konusunda da çalışma yapması gerekiyor zira dönüşte sıkış tepiş pek bi rahatsız geldik. Hayır koltuk, masa filan da almadım yani. Çocukluk arkadaşım Banu'yla da görüştük.. velhasıl döndük. Çocukları ne biçim özlemişim yaa, çalışan anneleri çok iyi anladım ayrı kalmak çok zormuş. Onlar da özlemişler, gördüklerinde heyecandan ne yapacaklarını şaşırdılar. Bir kaç oyuncak almıştım, babaaa şuna baaak, ananneee şuna bak diye çıldırdılar nedeyse.



Kızlara yatak aldım, o yol yorgunluğuna rağmen hemen kurmaya başladım. İlkini kurdum, Defne bu benim dedi, tamam şimdi Çınar'ınkini kuralım dedim içinden önemli bir parça eksik çıktı. Acayip canım sıkıldı, hayır ben beklerim de Çınar'a nasıl anlatacam bu durumu.. Neyse Defne'yi de yeni yatağında yatırmayarak geçici bir çözüm bulduk. Telefonlar, mailler en nihayet 3 gün sonra parça geldi, kurduk. Desenleri cıvıl cıvıl olan kumaşlar aldım, illa dikecek birşeyler bulurum diye. Dikecek şeyi bulmakta da zorlanmadım :P perde ve yastıklar diktim. Bir de önceden yaptığım koltukların yüzlerinin rengi belli olmuyordu artık üstüne dökülen meyve suyundan vs den onlara da çıkarılabilir kılıf diktim, beni en zorlayan o oldu. Tüm bunlar iki bıdıkla kolay olmadı, o yüzden ev 4-5 gün atölye gibiydi. Neyse ki artık rahatız :)

Defne ve Çınar artık konuşuyor. Çok garip birşey bu, yaklaşık bir ay evvel bir arkadaşımla henüz konuşmadıklarını konuşmuştuk ama sanki şimdi hep konuşuyorlarmış gibi geliyor. Hareketlerle, ıh ıh larla birşeyler isterken, -anne karnım aç, -bana yemek pişir, birşeye bakarken gördün mü? sorusuna -evet, gördüm baba, kitaba bakarken - aslan wouuv, tedi miyam, bilmiyom onuu, targa gaak, dıgıt at, bilmiyom onu.... filan filan çok eğlenceli..

Ben artık evde onlarla oyalanacak şey bulmada çok zorlanır oldum. Oyun dönemi için de bir geçiş yaşıyoruz sanırım. Bazen, özellikle Çınar'la yapışık dolaşıyoruz, koltukta oturuyorsam anne buraya otur emriyle dipdibe oturuyoruz Defne'yle falan ne zamana kadar sürecek bilmiyorum. Bir de Çınar'ın öğlenleri bir gün uyuyup bir gün uyumaması hala sürüyor.




Elişi kağıtlarıyla hemen her gün kesip yapıştırma işine devam ediyoruz. Bir de geçenlerde Görsem'in getirdiği canlı renklerdeki parmak boyalarıyla resim yaptık. Defne coştu boyanmadık hiçbir yeri kalmadı, Çınar çok daha dikkatli bişeyler yapmaya uğraştı durdu. Bundan sonra parmak boya yaparken kolları uzun bir önlük ve hatta mümkünse bone takmaya karar verdim. Yalnız çok eğlendiler ya ilk kez denediklerinden (bi önceki boyaların kalitesizliğindendi sanırım aynı tadı alamamışlardı) ya da ellerin vıcık vıcık olması her darbede kağıtta epey bi alanın boyanması hoşlarına gitti.

Aslı geçenlerde günlüğünde Lola ve Charlie'yi önermişti. Kızların çok hoşuna gitti, sakin ve korkunç sabırlı bir ağabey var orada. Hayranım charlieye, neyse beğendiler diye ikincisini de aldım o da fena değil. Yalnız bugün öğlende birşey oldu, yaptığım brokoli yemeğine Defne dudak büküp onu asla ama asla ama asla ama asla yememm! dedi. Lola'da nerdeyse tüm sebzelere, meyvelere yemem diyor ama onlara farklı isimler takıp (mesela domatese 'ay sıçratan' gibi) yiyor. Yalnız Defne yemem kısmını kapmış da farklı isim takıp yeme konusunu henüz kavrayamamış herhalde. Neyse yine de cebelleşmeden yedi, herhalde başlangıcı öyle yapmak istedi..

3 yorum:

filiztosyali dedi ki...

Basiniza geleneler uzuldum. Bu arada bir turlu yorum yazamadim. Onuncu yazisim. On defa cikarsa silersiniz. Bursa'ya fuara geliyorum. Sizlerle olmak beni mutlu edecek. Hem soylesi hem imza. Ikizlere gecmis olsun.ç Size de yatak icin bir oykuluk malzeme cikmis...
Selamlar
Yazar Filiz Tosyali

yasemin dedi ki...

lola sayesinde cem daha az yemek seçer oldu. bundan yaklaşık 1 ay önce çarli ve lola hakkında uzun bi koment yazmış idim fekat gönderirken uçmuştu. o zaman sen galiba kızların winnie'den başka bi şey izlemediğini yazmıştın, ben de bu o günlerde bizim evde çok revaçta olan, benim de çok sevdiğim bu çizgi filmi önermiştim. dediğin gibi aslı bu konuda bi post yaptı zaten. lolâ'nın hasta olduğu bölümü cem başa aldırıp aldırıp izliyordu bir dönem. ay anlatıp durmayım uzun uzun çok benzer şeyler yapıyor çocuklar, onu dicem kısaca :)

vildan dedi ki...

ah bu ikeadan daha çok hikaye çıkacak gibi zira aldığım bir kumaş topun içinden farklı renk kumaş çıktı :( bir de onunla uğraş dur şimdi. geleye çalışacağım mutlaka imza gününe, saygılar..

ben de çok seviyorum lolayı, mesela dünden beri dilimde ejderhaların söylediği naa naa nannannaaa melodisi var :D cem'e sevgiler..