Daraldım, bunaldım, patlama noktasına geldim derken annemler geldi bi soluklandım. Sabaha kadar oturup öğlene kadar uyumaya soluklanmak denirse!. Aslında ben gitmek istiyordum, her ne kadar '
ne biçim kış bu, iki kez kar, beş kez yağmur yağdı' deyip hayıflansam da, madem havalar iyi bundan istifade edelim Bandırma'ya gidelim diye dolandım bi müddet. Olmadı. Annemler geldi. İki gün kalıp döndüler. Ertesi gün ben de tam anlamamışken bu sefer biz gitmeye karar verdik. Çocukların şifonyerindeki tüm çekmeceleri iki valize tıkıp, yine kendime giyecek bişiler almayı unutup düştük yola. Hava nasıl bozuldu yolu yarıladığımızda, nasıl puslandı kararık içim hepten karardı. Bahtsız adamım ben. 10 derece birden düştü sıcaklık. Cuma gittik, pazartesi döndük. Aslında pazartesi güneş açtı, sıcaklık da sanki arttı ama Defne'nin telefonla babasıyla konuşurken tam bir film sahnesi gibi yarıda hıçkırıklara boğulması 'babam, babam..' diye inlemesi, derhal eve dönmeyi zorunlu hale getirdi. Öğle vakti kalktık, geldik.. İlk karşılaşmada Çınar babasının ellerini tutup avuçlarını filan öptü, Defne'de uzunca bi süre boynuna asılı dolaştı. Bizi babam getirdi, annem de '
yarın erkenden dönersiniz' ısrarlarıma dayanamadı o da geldi. Cuma filme gidecektik Görsem'le ama film Bandırma'ya gelmedi, al bi bahtsızlık daha.. anneme, sen de gel ısrarım bu sebepleydi, Bursa'da bile sadece iki sinemada oynuyordu. Neyse gittik dün akşam, erdim muradıma, pek de memnunum..
Bandırma'ya geldiğimi duyan arkadaşlarımla -artık adet oldu- dışarı çıktık. Değişmişim ben evde çocuk baka baka, bi müddet etkisinden çıkamadım daralmalarımın ya da asosyal olmamın mı demeliydim, sonra gençlik çok mu uzakta kaldı diye arabesk bi felsefeyle beraber geceyi iyi sonlandırdık. Ciddi zıvıttık.:P
Görsem nisan ayında nişanlanacak, haziranda da evlenecek. Şimdiden gerilmiş gördüm kardeşimi :) alınacak eşyalar-alınmış eşyalar listeleri, şurada bi ev ar vildan çok güzel ama biraz sapa kalıyor muhabbetleri döndü dolaştı. Ne tatlı telaşlar..

Erdek'i çok özledim ama gidemedim. Tatlısu'ya gittik ama, geceden kalma arkadaşlarla. Simit yedik, duble çay içtik denize ve de Bandırma'ya karşı. Muhabbet havadan sudandı, konuşma sırası bana geldiğinde çocukları anlattım durdum, en alakasız konuda bile konuyu çocuklara bağlamayı gayet iyi becerdim :P aralarında tek çocuklu bendim. Dünyam Defne'yle Çınar olmuş bi türlü eskiyi hatırlamıyorum, hatırlayamıyorum. Ne yapardım, nasıl yaşardım? bilmem!
Kızlar feci şekerler ve de komik. Bu dışarı çıkmalarım onları uyuttuğum anlardaydı, çünkü biz hala bitişik dolaşıyoruz, beraber yiyor, beraber oynuyoruz. Feci halde yabaniyiz ama bu durumdan şikayetçi değilim. Babam çocuklarımdan daha çocuk. Akşam uykuya geçileceği vakit 'dede sen diiittt!' lere alışamadı, bu çocuklar beni neden istemiyorlar acaba, sevmiyorlar mı yoksa beni, babacım diyorlar ama dedecim dedirtemiyorum allaallalal dedi durdu.
Geçenki hastalıktan sonra Defne horlamaya başladı. Felaket senaryolarım gırla gidiyor, bu çocukta geniz eti büyümesi var, ameliyat gerekecek, daha el kadar bebe nasıl narkoz alır, aman allahım.. şimdiye dek doktora götürmememin bi sebebi de doktorun bu teşhisi koyması ama aslında belki geçer diye bekledim. Yarın götürecem ama.