25 Mart 2005

Nejla'yla dialog!

Bu akşamdan başlayıp geriye doğru gideceğim. Uzun zamandır yazmak istedim ama her seferinde iki satır olmasın diye erteledim.

Bu akşam ilk kez kızlarımla kek yaptık yani ben yaptım onlar izledi. Ellerindeki oyuncakları önlerindeki tablaya vura vura, gürültü patırdı ve miksere, kek kalıplarına, fırına vs. ye bakan meraklı bakışlar arasında top kek yaptık (mmmMMMmm bu arada pek güzel olmuş)..

Ayrıca bugün, kızlar park yatakta yatıyorlar biliyosunuz, Çınar son iki gündür kenarına tutunup ayağa kalktığı için ve bel mesafesinde bize bakıp sırıttığı için, üstteki yatağı alıp altta yatırmak şart oldu. Önce bi anlayamadı, başka biryerde yattığını düşündü, elleriyle inceledi, yaladı ve kabullendi. Birde bugün yalnızdık ve ben temizlik yaptım :) heryerim yorgunluktan ağrıyor.

22 Mart Salı günü, sabahtan hazırlıklara başlayarak, öğlen ancak 13.de hazır olarak Bandırma'ya yolculuğa çıktık. Şimdi bu yolculuğa sebep olan hikayemizi anlatıciim.

Kızlara bakan Nejla'nın ablası fıtık ameliyatı olacaktı 22 Mart'ta. Geçtiğimiz perşembe laf arasında "ben salı günü sizi ararım gelip gelmeyeceğimi söylerim" gibi bi laf etti ve sustu, şaşırdım çünkü salı günü izin verir misiniz gibi bi soru değildi bu, sonra üstünde durmadım fazla cahilliğine verip, e Nejla izin alman gerekmez mi gülüm dedim, gülüştük. Salı günü geldi çattı :) Nejla aradı, feci telaşlı bi sesle ama o ses çok yalancıydı, "ablamı ne zaman ameliyata alacakları belli diil" dedi, "peki sen gelme Nejla ablana refakat et, geçmiş olsun, selamlarımı ilet" dedim kapattım. Sonra İsmail'e Nejla'ya yarında izin verelim bizi Bandırma'ya götür havada fena değil değişiklik olur dedim, herneyse toparlanıp gittik. O akşam Nejla'yı arayıp "yarında gelme, tekrar geçmiş olsun dedim ama o yine telaşla "ablam daha ameliyat olmadı bekliyoruz" dedi, ne bileyim doğrudur herhalde, kötü olmayayım, bu arada Nejla bizim Bandırma'ya gittiğimizi bilmiyor. Salı, çarşamba Bandırma'da kaldık, çarşamba akşamı tekrar Nejla'yı aradım sen yarında gelme, cuma gelirsin çocukların aşı günü götürürüz filan dedim, "bi sorun olmaz değil mi, teşekkürler, tamam" deyip kapattı. Buradan anlıyoruzki Nejla CUMA yani bugün gelecekti. Biz Nejla'yı her sabah duraktan alıp her akşamda durağa bırakıyoruz, sabah İsmail durağa Nejla'yı almaya gitti, ne gelen var ne giden, eve geldi "sana dedim niye aramadın dün gece bak gelmedi" dedi, çok kızdım ben mi arayacam o aramalı. Sabah 8.13 te Nejla'yı aradım:

-Neredesin Nejla?
-Ben yarın geleceğim. (gayet pişkin bi sesle)
-E haber vermen gerekmez mi?
-Kemküm. yarın geleceğim kesin.
-Gelme artık Nejla. İhtiyacım kalmadı.
-Yarın geleceğim kesin.
-Çocuk oyuncağı mı bu, niye haber vermiyosun. 3 gün iznini zaten ben vermişim bu ne gevşeklik, istemiyorum gelme artık.

O anda da neler kuruyorum kafamda, en kötü ihtimalle Bandırma'ya taşınırım, Görsem gelir, annem gelir bi dolu insan var. Kapattım telefonu. Bu arada İsmail bana kızıyo, neden söylenmişim, gelecek olan bi başkası daha mı iyi olacakmış, iyi olan zaten aklı başında olan biri bakıcılık yapmazmış, çocuklara iyi davranıyormuş, önemli olanda buymuş, ondan daha fazlasını beklemek hata olurmuş, miş, muş, mış..... Yarım saat sonra Nejla aradı, deli oluyorum bu kıza, daha evvelde bin tane yalanını yakalamıştım ama zararsız diye üstünde durmamıştım, herhalde onlardan kuvvet aldı.

- Ben yarın geleceğim, burada telefon çekmiyorda ondan arayamadım.
- E ben arayınca çekiyor.
- Evet karşıdan aramalara çekiyor.
- E şimdi nereden arıyorsun??? (bulmuş sıkışınca bi kontörlü telefon) Sor bakalım Nejla, iki ablan var, ikiside çalışıyor, hangisi izinsiz izin kullanabiliyor ve bu kadar uzun süre???Saygısızlık, sorumsuzluk yaptığn, kendim bakabilsem zaten sana ihtiyacım yok, keyfi gelmiyorsun buraya ben özen gösteriyorum paranı verirken ve giriş çıkış saatlerine, aynı özeni isterim. Tamam Nejla, istemiyorum gelme artık.
- Peki ben yarın geleyim bikaç eşyam var onları alayım.
- Tamam olur. (kapatmak üzreyim)
- Ben ayrılmak istemiyorum, lütfen geleyim.
-...... (arka fonda İsmail bağırma gelsin diyor) Peki gel konuşalım yarın.

Velhasıl hala kızgınım, bakalım yarın gelecek mi, yoksa çocukça yalanlarından birine daha mı başvuracak?!?

Herneyse, Çınar ayağa kalkıyor, gözüne kestirebildiği heryerde dikilmek istiyor ama geri oturmayı beceremiyor bunun içinde bağırıyor :) daha doğru dürüst emekleyemezken, çok komik. Halterciler ağırlığı kaldırdığında denge kurmak için hafiften titrerlerya aynı onlar gibi dengeyi bulunca başlıyor gülücükler, yorulunca oturamayınca bağırıyor işte :)

Defne'ciğim pek utangaç, Bandırma'dayken orada olduğumuzu her duyan geldi, önceleri her gelene ağlıyordu sonra insana alıştı ama süzülüp, kafasını yana yatırıp bakmalar başladı. El hareketlerini çok güzel yapıyor, alkış deyince alkış yapıyor kocaman elleri var zaten şap şap ses çıkıyor. gel gel yapıyor. Yüzüstü vaziyette biberonu yakaladığında ağzına bişi gelmeyince başını yana çevirip komik hallere giriyor ama suyunu içiyor:).. Çok tatlı çok.

Ben yaptım bunları, bu kızlar benim :)

Uzun zaman olmuş yazmayalı, 10 gün önce kadar Görsem gelmişti, Setbaşı, Heykel hep yürüyerek gezdik hala sağ bileğim ağrıyor, çok gezmişiz yani. Bir tane oyuncak aldım, tablaya yapışanlardan ördek boynunda iki tane halkası var. Eve geldiğimde Defne mama yiyordu bende Çınar'a verdim. Nasıl korktuğunu anlatamam, ağlayarak kaçtı diyebilirim, şaşırdım herşeye atlayan çocuk, neyse sakladım göstermedim aldım kucağıma sevdim filan geçti.. O akşam babam geldi, sümbül getirmiş küçük bir demet, Çınar kucağımdaydı eline verdi demeti yine çok korktu tutuyor ama kafasını nereye çevireceğini şaşırdı, çığlıkla ağlıyor.. Korkmalar başladı dedim ama anlamda veremedim. Birkaç gün sonra ördek oyuncağı Defne'nin eline verdim, o oynarken Çınar çok uzun bir süre onu izledi, sonra gitti Defne'nin elinden aldı :) Yalnız artık Defne oyuncaklarını Çınar'a kaptırmıyor, hatta gidip Çınar'ın elindekileri alıyor :)..

Hiç yorum yok: