Gün boyunca evden çıkana dek, "anne Defne'yle, Çınar babayla gezmeye gidecek tamam mı?" sorusuna hep "tabam!" yanıtı aldım. Sonradan süsledim cümlelerimi, ayrı ayrı konuşarak, "trene bineceğiz, kitapçıları gezeceğiz, oyuncak alacağız, pasta yiyeceğiz...." hep yüzünde güller açtı Defne'nin dinlerken.. Çınar'ı da ayrıca çekip "baba seni hayvanat bahçesine götürecek, yine ineği, keçileri göreceksiniz.." dedim o da çok memnun oldu..
Evden beraber çıktık, bizi metro istasyonuna bıraktılar, yine yol boyunca gün içinde olacakları anlatıp "tamam mı?" diye onay aldım "tabam.." dediler.. İstasyona vardığımız da Çınar da bir hamle yaptı bir kez daha anlattımmmm ve ayrıldık. Sorunsuz oldu herşey.. Beklediğimden daha kolay.
Biz kartımızı alıp turnikelerden geçtik, aşağı indik. Tam o sırada bineceğimiz tren kalkmış bulundu, bu duruma biraz sevindim çünkü korkma ihtimali büyük, tren uzaktan göründüğü gibi görünmüyor yakınına gelince malum. Neyse oturduk banka başladık treni beklemeye, karşının treni geçti, trenin çıkardığı sesleri çıkararak ve de deli gibi el sallayarak korkmasın diye uğraştım.. Sanırım işe yaradı, korkmadı. 3-4 dk. sonra trenimiz geldi, kucağıma aldım bindirdim. Çok kalabalıktı ama çocuklu bayanız ya hemen yer veren çıktı .. Başlarda ne olduğunu anlamaya çalıştığından yüzünde çok ciddi ir ifade vardı ama kucağımdan hiç bırakmadım, sıkı sıkı da sarıldım. ve vardık son durağa..
Zafer plazaya gittik. Jetonla çalışan arabalardan gördü, daha evvelden de bildiğinden istedi. Ben de daha evvelden biliyorum o arabalar çalıştı mı bağırmaya başlıyor durdurun diye, yani öyle dururken içinde oturmayı seviyor. E cumartesi çocuk kaynıyor orası, bize izin verirler mi oturmamız için, neyse 1-2 dakikalığına verdiler oturdu. Oturdu ama kalkmak bilmiyor, rica minnet kalktı, biraz mızıldandı.. Sonra d&r a girdik, yine fiyatlara güzel güzel söylendim içimden yüzlerine karşı :P winnie'nin bir kitabını seçtik, ödedik, çıktık. Son zamanlarda pinhani'yi sık duyar oldum ama dinlemedim hiç, onu almak için geriye dönecektim ki Defne yine jetonlu arabaları gördü, zor ikna edip bu sefer oyuncakçıya gittik. Hoşuna giden hemen her oyuncakla oynadı, ablalara da kendini sevdirdi şirinlik yaparak, ablalarda bununla oynadı. Bardak, ufak bi elektrik süpürgesi (bunu iade edeceğim, daha monte ederken çatırdı sesleri gelmeye başladı), bir de müzik aleti aldık. Sonra üst kata havuzlu bahçe kısmına çıktık, Defne en sevdiği biskuvi kurabiyelerden ve bir de tuzlu bir yiyecek aldı, ben de bir kahve aldım. Bir müddet sonra ısrarla kahve içmek istedi ben de gidip ona uyacak birşey var mı diye sordum, ılık-sıcak çikolata varmış, aldım, pek sevdi, pipetle içti :) ..
Herşey çok güzel ama eve gitmemiz lazım, çünkü çok geç oldu, zaten İsmail'de aradı biz çıkıyoruz, istasyonda sizi bekleyelim mi diye. Siz gidin biz geliriz dedim. Dediğimden 2 saat sonra evdeydik. Bu iki saatlik arada tekrar yürüyen merdivenlerden inip -ki Defne de Çınar da bunu çok sever- trene bindik, çufçuflayıp ineceğimiz istasyona geldik.. Her duraktan geçerken bekleyen insanlara el salladık.
Evde yemek olmadığı için Eker'de pizza yaptırdım, pizza yapılana kadar Defne dönüp dönüp kaydıraktan kaydı, sonra bir taksi bulduk ve evimize varabildik..
Buraya kadar herşey güzel geçti. İkisi de birbirini çok özlemiş daha apartmanın içinde sarılıştılar, öpüştüler.. Aldıklarımızı çıkardık, babaya da t-shirt almıştık onu denettirdik, yaptıklarımızı anlattık. Sonra biz de sorduk "siz neler yaptınız?" Çınar hemen "baaak bak bak bak (bu tavuk oluyor), buuuuu muuuu (inek)......" diye hayvan sesleri çıkarmaya başladı. Yemeğimizi yedik, oyuncakla epey oyalandılar..Sonra Defne şu an sebeplerini bile hatırlamadığım herşeyi sorun ederek ağlamaya başladı. Biri ayakkabıyla yatağa girmek istemesiydi, çıkardım diye kıyameti kopardı, biri saçlarından tokaları çıkarmaya kalkmamdı, diğeri ağladığından yüzünü yıkamak istememdi, daha bunun gibi bi kaç sebep daha.. Ne yapsam olmuyor, acaba bugün yalnız olmayı mı kaldıramadı? Çınar'ı babayla paylaşmayı mı yoksa hayvanat bahçesine gitmelerini mi kıskandı? ya da çok yoruldu uykusu mu geldi? hiç bilmiyorum. En son yarım saat konuştuk hep beraber, altını alıp üstünü değiştirmek için ikna ettik, yarın Misi'ye kahvaltıya altını çize çize -hepberaber- gideceğimizi söyledik. Bu da şöyle gelişti, önce yarın uyanınca köye kahvaltı etmeye gideriz, tamam mı Defne?, Defne'den yanıt tamam! anne-baba-kendini gösteriyor Çınar'ı göstermiyor onu biz gösteriyoruz ve tekrarlıyoruz, herneyse ikna oldu üst baş değişti, sütler içildi ve yatıldı..
Ama bugün hem güzeldi, hem zordu.. Anne Vildan tüm bunların üzerine onlara yarın kahvaltı için yulaflı ekmek pişiriyor şu an ..
öğlende banyo yaptık, anne onları yorgunluktan üç gündür yıkıyamıyordu bu tülbentleri ben onların saçlarını kurulamak için kullanıyorum, annem burdayken kafalarını böyle bağlamış bana örtüyü gösterip 'anneanne' deyince mesajı aldım, böyle isterlermiş :)
saçlar kurudu, yemek zamanı, aha gene renkli makarna hem de ketçapla ;
cafedeyiz;
Defne kibar kız, ona gülümseyen herkese el sallıyor :)
