Bu arada haftabaşı annanne ve dede geldi gittiler. Üç gün kaldılar hepimiz pek rahattık. Ben o üç gün boyunca öğlende uyandım. Aman iyi değilmiş öğlende uyanmak yaw, her zamanki rutini bozunca insan afallıyor.
annemler buradayken ve kızları oyalıyorken diktiğim kediler..
Bugün de bahçeye çıktık, ornama kadar yürüdük, ormanın içinde Gülce ve diyza (teyze)yı aradık. "diyzaaa, diyzaa.." diye bağrındık. Yoktular, bakkala uğradık süt aldık döndük ama elimizde Gülce'ye hediye edeceğimiz kedimiz var, e nerde buluciiz derken onların bahçesine gittik, henüz 1,5 yaşında bile olmayan Efe ve Poyraz'la tanıştık orada da. Onlara kraker ikram ettikten sonra Gülce'nin annesi geldi, kızlarda peşine takıldı velhasıl çıktık Gülce'lerin evine. Gülce banyo sefası yapıyormuş, iyi fırsattan istifade oyuncaklarıyla oynayabiliriz dedik. Defne oyuncak elektirikli süpürgeyi kaptı, çüv çüv diye ortalığı süpürdü (çok temizizdir), Çınar bolca hayvan silüeti bulunan çiftlik yapbozunu kaptı. İki saatten fazla zaman geçirdik, Meryem abla tavuksuyuna makarna pişirmiş bir de, yemeden göndermedi. Hehehe bana iyi oldu tabi, yemeklerini yiyip eteklerini silkip kalktılar, eve gelince şöyle bi el-ağız yıkandı ve tumba yatak. Uyuyor şimdi kuzular.
Bu arada babam buradayken korkuluk yaptık yataklarına, bir dünya yorgan yastık kalabalığından kurtuldu odaları, çok iyi oldu.
Son zamanlarda kıskançlık durumlarımız güne göre ayrı ayrı çocuklarda değişmekle beraber daha fazla nüksetti. Bir de ufaktan birbirlerine vurmalar, kızgınlıklar arttı. Başlarda epey panik oldum ama sanırım onun da hal çaresini bulduk. Sabır, sabır ve sabırla :)
Enteresan bişi daha benim için; 3 yaşında okula başlatmayı düşünüyorum, bunun için araştırmalara şimdiden başladım.
aha uyandı anneaaa diye bağrınıyor Çınar
gidem gene yazarım..
bi de foto;
nerde kalmıştık..
Son günlerimizin gözdesi öüssümm (üzüm) yatıyoz kalkıyoz üzüm yiyoz. Çınar çok hoş söylüyor, ama üzüm bağırsak faaliyetlerini aktif ettiğinden iki çocukla günde kaç posta kaka temizlediğimi varın siz hesap edin. Yine uykudan uyandık ve bi ösüm faslımız oldu, sonra resim çizdik. Defne, anneane, dede ve teyzesinin resimlerini çizmeyi çok seviyor. Her bir helezon ayrı bir kişi demek. Hızını alamazsa beni, babasını ve Çınar'ı da çiziyor. Enteresan olan başta çizerken adıyla söylediklerini dönüşte tekrarladığında hiç şaşmıyor, farklı farklı da göstersem bu kim diye ilk başta tanımladığı helezonlar hep aynı kişi oluyor. Demek ki çocuk gerçekten bir helezonu çizerken teyzesini veya dededisini hayal ediyor. Çınar'ın da defter üzerine elini koyup bana çizdirme merakı var, abartıp ayağa geçiyoruz, çorap varsa çıkarttırıyor bir de öyle çiziyoruz, sonra benim elimi yerleştiriyor kağıt üzerine her bir araya ufak çentikler atıyor ve hızla kaldırıyor elimi, gördüğüne hepimiz çok şaşırıp alkışlıyoruz, tabi Çınar zevkten dörtköşe .. :)
Komşunun kızlarıyla şu anda bahçede evcilik oynuyorlar, başta bi evde oynadılar, krakerin dibindeki susamları minik tencerelere dökmüşler, o susamlar hem çay oldu hem yemek, bebekler susam yemekten helak oldular. Ortalık daha fazla beyabur olmadan Zeynep'le Hatice kapıya geldi de gönderdim tüm takım taklavatla dışarı onları. Şimdi sesleri geliyor, pek şenler..
Ne diyordum. Kıskançlık, hafiften itip kakmalar başladı. Çınar daha baskın olduğundan Defne'den gelen tepkilere önceden anlam veremesede şimdi Defne ona dokunduğunda başlıyor zırlamaya.. Bu haftasonundan itibaren babayla çocukları paylaşıp tek tek gezdirmeye karar verdik, anne babaya tek tek sahip olmak onların da hakkı diyerekten..
Ha birde okul diyordum. Şu sıralar haftada bikaç gün, birkaç saatliğine göndereceğim oyun grupları aradım önce maalesef bir tane hariç bulamadım. Bulduğumda bize en az 15-20 km uzaklıkta, yollarda kış gelirken gidip gelmeyi göze alamadığımdan o şıkkı iptal ettim. Bizim eve çok yakın, iyi referanslar aldığım bir okul buldum yalnız, geçenlerde kızları da alıp gideyim dedim ama bi türlü yerini bulduramadım. En yakın zamanda tekrar gidip bi göreceğim. Her işimde heleki bu tür önemli işlerimde aceleyi en sevmem.. Bir yıl evvelinden de okul bakışım bu yüzden yani :) ..
foto konusunda beceriksizliği tescillenmiş kocamın hepimizi zorda olsa bi kareye alabildiği fotosudur. birinde benim kafam yoktu, diğerinde Çınar'ın sadece eli görünüyodu :)
Çınar ısrarla tavşanı çağırıyor ama o kaçmayı seçiyordu :)
çimlerde de yuvarlandık. haftaiçi hayvanat bahçesinde neredeyse kimse olmuyor, o zamanda orası bizim oluveriyor..
Defne bayılıyor yere oturup taşla, kumla oynamaya (sol tarafta aslan barınağı var)
deve ve Çınar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder