18 Eylül 2006

12 Eylül 2006

Dün İsmail sabah çok erken gitti ve akşam da geç geldi. Yine üzüm konusu olacak ama evde de üzüm kalmamış (e zırtta pırtta üzüm yerlerse dayanır mı?), tüm gün sık aralıklarla geçen muhabbet şuydu;
- anne eveee (anne evde)
- baba iiiişe (baba işte)
- baba iiişe, üzümm (baba işten gelirken üzüm getirecek)

Bir de dün ve bugün Gülce'ler bize geldi.. Süper kuduruyorlar ama hiç şikayetçi değilim, güzel yoruluyorlar ve arkadaşlığı öğreniyorlar.. Öğlen için onlara börek yaptım, üstüne yumurtalı yoğurt sürdüm yumuşak yumuşak oldu, çokta güzel yediler.. Gülce yeme konusunda biraz nazlı, meryem abla genelde peşinden koşturarak bin nazla yediriyo, benimkilerin maşallahı var sıraya giriyolar :) neyse, neden sonra elimde bi lokma vardı Gülce'ye de teklif ettim ve çocuk aynı gazla yemeye başladı. Şaşılacak şey gerçekten, çünkü Gülce'nin nasıl nazlı yemek yediğine şahidim. Sanırım iki dakkada sardığım börekler muhteşem ötesi olmuştu ve dayanamadı çocuk :P

Oyunlarda şunu yapıyoruz ve başarılıyız da, hangi oyun bittiyse o kutusuna imece usuluyle toplanıyor diğer kutu açılıyor. Herşey oyun halinde olup bir de taktir gördüler mi çocuklara yaptırılmayacak şey yok :)

Gülce'ler gelmeden evvel biraz evi toparlayayım ve mümkünse biraz da süpüreyim istedim. Çocuklar cins bigün Çınar istemez süpürge gürültüsünü bugün de Defne istemedi, içli içli ağladı, süpür(e)medim napiim.. Halbuki bana elleşmesinler diye ellerine bez vermiştim odalarını silmeye girişmişlerdi, Defne gerçekten komik, harıl harıl bi sehpanın üzerini, bi yeri, bi pikeyi hızla sildi durdu :)

Misafirlerimiz geç gittikleri için öğle uykusuna yatmamız iki buçuğu buldu, hala uyuyorlar..

Gün daha bitmedi devam edeyim burdan, kızlar öğle uykusundan İsmail'in eve gelişiyle uyandılar. Usul işi yokki benim kocamın dolaptan bardak alırken bile dünya ses çıkarabiliyor. Neyse babalarını görmek çok hoşlarına gitti tabi, bahçeye çıktılar biraz üzüm yedikten sonra ve İsmail'in acilen işyerine gitmesi gerekti aman allahım Defne bir kıyamet kopardı ben bile korktum. Ben de parka götürdüm onları. Çok rüzgar vardı sersem gibi olduk ama çok eğlendiler. Evde de kaydırak olduğundan mıdır bilmiyorum kaydırağa pek ilgi göstermediler. Defne bi ara tüneli keşfetti, Çınar'ı da ayartıp -bebek gibi- emekleyerek defalarca geçtiler içinden. Önce dizlerinin üzerinde gitmek istedi ama biraz başını kaldırdığında şaşkınlıkla ne yapacağını bilemedi, bebek ol annecim dedim emekledi, kendi pek büyük ya :) , Çınar işi garantiye aldı daha tünele 50 cm varken emeklemeye başladı.
Defne taşlarla, kumlarla oynarken kendinden geçiyor, yatıyor yuvarlanıyor ona kimse engel olamaz :) dönüşte eve de getirdik bi avuç taş-kum. Bu sabahta bakkala gidiyoruz yine oturdu yere taşlara daldı, al eline bakkal abiye de götürelim taş dedim büyük bi aşkla iki avucunu da doldurdu, alışverişi yaptıktan sonra para yerine taş verdik, çok iyi oldu :P

Eve döndüğümüzde hemen arkamızdan babamız geldi, boğuştular ben o ara yemek hazırladım filan ama ben bu hafta başından beri çoooookkk yoruldum. Çünkü bu hafta İsmail'in işleri çok yoğun ve erken gidip geç geliyor, bugün de İstanbul'a gitti dönmesi geceyi bulur ama yarın sanırım biraz daha rahat olurum.

Hiç yorum yok: