02 Eylül 2006

Kısa kısa II

12 Ağustos 2006
Öğlen gayet iyi uyuduk hatta Çınar'ı uyandırmak zorunda kaldım. Çünkü Defne erken kalkmıştı ve attaya gitmek için çoktan hazırlanmış ve sabırsızlanıyordu. Gittik oyuncakçıya gerçekten çok büyük biryer ama sanki biraz hayal kırıklığına uğradım, ben çok daha fonksiyonel ve çoğu ahşap olan oyuncaklar beklerken plastik ve bol peluşla karşılaştım. Ahşap olanları ufak bir odaya almışlardı ve çok çeşit yoktu malesef olanlarında bir çoğu bizde var olanlardı. Yine de kendimize göre bir çok yap boz bulduk, bir de şu iple bağlamalı yap-boz dan aldık, son olarak çaydanlığı, sütlüğü, şekerliği bulunan bir kahve takımı :) Artık evcilik oynamaya başlıyor gibiyiz her ne kadar 3 dakika sonra sıkılsakda :)

Oyuncakçı ile arabayı park ettiğimiz yer arasında epey mesafe vardı ve çok işlek bir cadde hatta sanırım Bursa'nın en işlek caddesi Cumhuriyet Cd. kızlar zaten arabadan korkuyorlar o motor ve korno sesleri başta ürküttü onları aldık hemen kucağımıza anlattık uzun uzun sanki çocuklar şehirde değilde köyde yaşıyorlar çünkü tam 'köyden indim şehre' durumuydu gözlerindeki endişeli bakışlar :)

Herneyse dönüşte tarihi Pirinç Han'a girdik, yanılmıyorsam onun restorasyonu geçen yıl bitmişti ve içine çay bahçeleri kurdular hana girdikten sonra sanki birden şehirden koptuk, ne araba zırıltısı ne kornalar çocuklar rahat nefes aldı e bi de yanında çay içtiler bizle beraber.. Defne yeni aldığımız çaydanlığından servis yaptı hepimize, sonra evimize döndük evde yeni oyuncaklarımızla uzun uzun oynadık, yemek yedik, sonra da uyuduk mışıl mışıl zzzZZZzzzZZZ (hala da uyuyoz :) )..




23 Ağustos 2006
Efendim biz geçen hafta Bandırma'ya gittik yine. Malesef Bandırma ününe yakışır biçimde hem çok rüzgarlı hem de çok nemli yapış yapıştı.. Bu da bizi hasta etti, terleyip rüzgarı yiyince ufak bir burun akıntısı ve hapşırık atlattık.

Geçen ay İnegöl'de kesimi yapılan kuzen çocuğu Tunahan'ın bu seferde Bandırma'da düğünü yapıldı. Kızlar ilk kez düğün gördüler ve fekat öcü görmüş gibi oldular. Palyaçodan görgüsüzlüğün bir ürünü olan dansözden feci korktular. Bunun sıkıntısı 2-3 gece uykularımızın bölünmesine sebep oldu. Ve yine ilk kez yatmaları 11.30 u bulduğundan çok huysuzlandılar. Neyseki onu da atlattık.

O bir haftalık Bandırma seferinde canım Erdek'e gittik. Bilenler bilir Erdek aşığı olduğumu, anasının kızları da Erdek'i seviyorlar. Defne dakikalarca denize bakıp kırmızı balığın gelmesini bekliyor, bir yandan da elleri balıkmış gibi birleştirip popoyu iki yana sallayarak, kırmızı balık gölde şarkısını canlandırıyordu.. Alçak balık bi türlü gelmedi o ayrı mesele..

Hatırladıklarım bunlar, aklıma gelirse eklerim.Bugünse, Gülce'nin bakıcısı Meryem abla bana bir güzellik yaptı ama harbi güzellik.. Çocuklarla ben ilgilenirim Vildan sen işine bak dedi, iki saatte evim tertemiz ve derli toplu oldu. Zaten o kadar dağılıyorki bazen dağınıklıkta çocukları kaybedecem diye korkuyom :P eve geldiklerinde bir doyurup öğle uykularına yatırmak kaldı bana. Akşama da tarhana çorbasına doğranmış ekmek parçalarıyla idare etsinler zira çok yoruldum bir de yemek yapamam.

Şimdi fotolar..
kızlar kendi pusetlerini itiyorlar, ananeye dikkat rüzgardan uçacak :)

fotoğrafı çeken görsem'e dedimki arkada seyitgazi tepesini de al fona, almış ama seyitgazinin eteklerini.. beceriksiz insan.

heh burda seyitgazitepesi görünüyo, biz ne kadar dağılmış olsakda :)

evimizi özlemişiz, odamızı da :)


30 Ağustos 2006
Geçen gün Nur'la çocukların konuşmaları üzerine konuşuyorduk. Feyza Türkiye'de konuşmasını epey ilerletti dedi, şimdi bıcır bıcır maşallah, benim kızlarla arası 7 ay Feyza'nın. Bizde ki durumsa şu, iki yaşa kadar anne-baba-dede-top idi, Bandırma'da doğumgünümüzü kutladıktan ve orada bir müddet kaldıktan sonra yani iki yaştan sonra bir atakla ağzımın içine bakar oldular her birşeyler anlatışımda. şimdi birçok kelime söyleyebiliyorlar, cümle kurmak yok ama söyledikleri kelimelerin farklı vurgulamalarından kendince cümle yaratıyorlar, o kelime bazen özne bazen yüklem oluveriyor.

Söylediklerinden aklıma gelenler;
bakka = bakkal
bakkaaaa = bakkala
topitopp = topitop
ottüuuuu = otur
tüss = süt

Bizde her akşam yatmadan evvel günün özeti geçilir. Sabah uyanmadan o anda oturup annenin onlara o günü özetlemesine kadar. Dün gece yine anlatıyorum, vurgulayarak, el kol hareketleriyle destekleyerek, hepimiz yerde oturuyoruz, Çınar bağdaş krumuş, Defne ayaklarını uzatıp ayak ayak üstüne atmış, baba sehpanın bi köşesine oturmuş anne de heyecanla anlatıyor, kızlar resmen günü tekrar yaşıyor. En sonunda "anne size bunları anlatıyooor ve gün bitiyor" denip, baba önden kızlar arkadan odalarına, bol öpücüklü iyi geceler faslı, kapıdan çıkarken el sallamalar, öpücük göndermeler.. sonra anne rahat bir nefes alıyor :)

Her çocuk makarna, köfteyi sever. Biz köfteyi pek severiz ama makarnayla aramız pek hoş değildi. O yüzden kendimize bile makarna yapmıyordum, ne zamandır marketten makarnada almıyordum. Alışverişe çıktığımızda renkli makarnalardan aldım bir iki paket, ertesi öğlenden sonra -ben çok acıktığım için- pişirdim, belki kızlarda yer diye onların da önlerine koydum. Ketçapla da ilk kez o gün tanıştılar, sanırım en sevilen yiyeceklerin yanına makarna da eklendi, çünkü çok iştahlı yediler ve de sevdiler (yaşasın!)

şapkasız çıkmam abi der gibi Çınar, dışarıda zorla giydiririm şapkayı, o gün sofraya otururken giyecem diye tutturdu :)

Defne de makarnanın üstüne peynir rendesini nasıl gezdirdiğini tüm şirinliğiyle gösteriyor. Balkon hafif serindi, uykudan da yeni kalkmışlardı alalacele üstünü giydirirken ters giydirmişim :)

Geçen cumartesi İsmail'e kızları dolaştırmasını söyledim bahçede. Öyle ya birilerinin evi toplaması hatta temizlemesi lazım :) .. hayvanat bahçesine götüreyim mi dedi, hay hay memnun olurum dedim. 3-4 saate yakın yoktular, çok iyi oldu. Bir çok şeyi hallettim. Eve döndüklerinde acayip komiklerdi, üstbaş toz toprak içinde, kafalarında toprak parçaları, bacaklarında toza değen suyun bıraktığı çamur izleri, tam iki afacan velet. tutuşun elele fotoğrafınızı çekecem sizin dedim, sözümü dinleyecekleri tuttu. Gerçekten çok şekerdiler, hemen banyoya postaladım gıcır gıcır olana kadar yıkadım. Çok eğleniyorlar suda. İkisini aynı anda oturtuyorum küvete, birbirlerinin yüzüne su atarken ufak kazalar atlatsak da genel olarak çok eğleniyorlar.

Park yatakları varken kenarlarına iliştirmek için bu çiçekleri almıştım. Yatakları kaldırınca bunlarda sağda solda atılmaya başlamıştı. Ben de kahve kutusunu yıkayıp, winnieli kağıtla kapladım ve onlar için çok özel bi vazo yaptım :) .. kızlar pek beğendi. Bu arada biz dün ilk kez çizgi film satın aldık. Şimdiye dek izledikleri tek şey baby einsteinlardı, ama artık iki tane winnie the pooh çizgi filmimiz var. Ben hiç izlememiştim, çok beğendim, sakin ve komik. Kitaplarından tüm kahramanları tanıdığımız için ilgilerini çekti.

Ben kızlarımı çooookk seviyorum..



Bunlarda ilk peliklerimiz :)

01 Eylül 2006
Daha ağustosun son günü sonbahara merhaba dedik. Bir önceki gün termometre 32 yi gösterdiğinden, sabah kapkaranlık bir güne uyanmak bu geçişi kolaylaştırmadı. Halbuki sonbaharı severim. Tüm yaz boyunca sabahtan en az iki saatimizi bahçede geçirdiğimiz için ne yapacağımı bilemedim iki gündür, yine çıktık dışarı ama çimenler ıslak oturamadık ya da top oynayamadık. Bu sebeple bugün evimize epey uzak bir markete lavaboaçıcı almaya gittik Elimi asla bırakmıyorlar, bazen araç geçmeyen yollarda birbirlerinin elini tutup yürüyorlar yani her halükarda el birisi tarafından tutuluyor..

Sabahtan böyle sokak gezmesi ya da bahçe oyunu olunca eve gelip yemek yedikten sonra öğle uykusuna yatmak hepimiz için daha kolay oluyor.

Bugün öğleden sonra evcilik oynadık, öyle ya evde oynanacak oyunlara ağırlık vermemiz lazım. Ben evcilik oynadığımı pek hatırlamıyorum küçükken ama kardeşim çok oynardı, abartırdı, halamın kayınpederiyle filan çok oynadığını biliyorum. Koca adam bunun çocuğu olur dizlerine yatardı, Görsem çok mutlu olurdu demekki halamın kayınpederi mübarek adammış çocuk sevindirmeyi bilirmiş :), allah rahmet eylesin..

Neyse efendim biz de oynadık bugün, önce beni doyurdular hangi kahveyi içecem, hangi yemeği yiyecem şaşırdığım anda bebeklerinizi doyurun sonra da uyutursunuz dedim. Bebek doyurma işini daha evvel yapmışlardı da uyutma işine ben de ilk kez şahit oldum. Tek kelimeyle şaşırtıcıydı. Gidip içerden yastık ve battaniye getirdiler, sonra bebekler yatırıldı, sonra ele kitaplar alındı. Ben şaşkınlıkla izliyorum, Defne pek komikti, şininzii şininzii diye okudu arı maya'yı bebeğine, arada bir de gözüne doğru götürüp göstermeyi ihmal etmedi. Hemmmmen foto çekmem lazım dedim makinenin pilleri bitmiş, telefonun pilleriyle değiştirdim, Defne'yi çekip Çınar'a dönene kadar makine sevdasına Çınar ayaklandı ama yine de yakaladım onu da..

7 yorum:

---OPTiO--- dedi ki...

oyoyoyyy...bi solukta okudum..ilk peliklerini yerim ben onlarin yaaa..cok tatlilar..bandirmada yapmissiniz..ohh...sen varya cidden müthis bi annesin..günün degerlendirmesi ve sonra uyku fasli..bayildim bayildim...bende simdi tüss ümü icip yaticam :) biciriklari cokkca öperim..seni de tabii ;)

ülkü dedi ki...

bende tam acaba ikizler neler yapiyorlar, anneleri yeni maceralarindan bahsetmismidir diye aklimdan gecirmistim. sayfaya baktim ve tataaam :)) bir solukta okudum ben de.. kizlarin sayesinde beni ilerde nelerin bekledigini görür gibiyim :)) öpüyorum fistiklari yanaklarindan kocaman :))

duygu dedi ki...

merhaba,
süpper anlatmışsın, kızlara bayıldım...
bende de bi tane parmak emen 21 aylık var en çok bu ilgimi çekti sanırım :)

Annelog Atölye dedi ki...

Vildan yazıların tümünü okuyamadım ama bu ne tatlılıktır maşallah diyeyim:))

vildan dedi ki...

- bizde seni öptük serdacım..

- aaa ülküüü :) bizde öperiz ;)

- selam duygu :)

- teşekkürler annelog :)

süpürgesizcadi dedi ki...

ben bu kizlara bayiliyorum ya, sirf bunlar icin ikiz oglan dogurcam , azcik kücük olsalar farketmez dimi :))))

vildan dedi ki...

etmez sakişcim :) ama babamız evliliğe karşı, flörte izin var ama evlendirmeyecekmiş kızlarını :D